Batı Karadeniz Kıyılarında Bir Gün – Yaşar Vural
Gezmeyi severim. Özellikle yolun yarısından sonra -kim bilir yarısını da çoktan geçmişizdir- bende gezme isteği daha çok uyanmaya başladı. Tabii ki ekonominin
Gezmeyi severim. Özellikle yolun yarısından sonra -kim bilir yarısını da çoktan geçmişizdir- bende gezme isteği daha çok uyanmaya başladı. Tabii ki ekonominin
Bu sayımızda Edebice dergisi Genel Koordinatörümüz Doç. Dr. Mehmet Emre Çelik ile yayın kurulu üyemiz Yunus Emre Uyar Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi
İhrâk-ı Kütüb (Kitapların Yakılması)* Günümüz Türkçesine Aktaran: Hanife Güney Kitap muhibbiliği[1] ve deliliğine karşı bir âdet daha vardır ki o da kitap
Mitolojide, dinî menkıbelerde ölümün çaresini arayan kahramanlarla sıklıkla karşılaşırız. Anadolu’da anlatılan Şahmeran hikâyesinin bazı varyantlarında Danyal peygamber kendine bahşedilen ilimle ölümün çaresini bulur;
Bir yazarın, yazma serüveni genelde okurları tarafından merak edilir. Yazar diye konumlandırılan kişinin hayat hikâyesi, bu hikâye içerisinde onu yazmaya yönlendirmiş
Cümlelerimize klâsik bir özeleştiri ile başlayalım. İlk emri “Oku!” olan bir ümmetin mensupları olarak en az okuyan milletlerden biriyiz. Bunu istatistik verileriyle falan
Türk edebiyatının yeri tartışılmaz isimlerinden biri olan Peyami Safa, 1914 yılından itibaren ağabeyi İlhami Safa’dan devraldığı Server Bedi müstearını kullanmaya başladı. Annesi Server
Her dem ehl-i dillerüñ yanında yârıdur kitâb Mûnis-i evķâtı yâr-ı ġam-küsârıdur kitâb
Gördüğüm ilk kitap, dedemin elindeydi. Kahverengi, deri bir kabı, kabın üstünde kabartmalı bir deseni vardı. Üç yaşlarında olmalıyım. Uzun divanda, divan halısı olarak
Nedense ben mübarek Şehr-i Ramazanı hep kış aylarına yakıştırır, kış aylarında severdim. Ramazan ayı ile çocukluğumun karlı, soğuk kış günlerinde tanış olmuşum demek.