35. Sayı

Canım Âkif! Dedem, Atam… – Lavinya Öz

Saat tam olarak on üç, nokta, sıfır, sıfır… On üç, nokta, sıfır, bir değil. On üç, nokta, sıfır, sıfır; çünkü Üstat Âkif ile buluşacağım, söz verdiğim yerde, söz verdiğim saatte, aksi mümkün değil, çok kızar, küser, aylarca konuşmaz. Ongözlü köprüye karşı çay içeceğiz, sohbet demlendireceğiz, biraz da anı biriktireceğiz, en unutulmaz olanından. Hava açık, hafif […]

Devamını Oku
35. Sayı

Mesai Saati – Nisa Eser

Gözleri doldu. Düşünceleri onu içindeki yalnızlığa götürüyordu âdeta. Seher vakti bedeni dinlenmeden uyandırmıştı beynini. Tuvaleti gelmişti. Gözlerini ovuşturarak kalktı yataktan. Sendeleyen adımları onu tuvaletin önüne götürdü. Uyku mahmurluğu ile eşofmanını sıyırıp uyuşmuş bedenini klozete bıraktı. Geçen bu sürede gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Uykusunun hafifliğinden şikâyet etti homurdanarak. Klozetin karşısındaki aynaya bakarken dolan gözlerinin parlaklığı […]

Devamını Oku
35. Sayı

Tek Renk Yasası – Yunus Alkan

1. BÖLÜM Ufak tepeleri aşıp toprağın kahverengiyle olan ilişkisini gözler önüne seren bir düzlüğe vardığımda, uzaklarda müstakil evlerden oluşan bir köy görünüyordu. Baktıkça içime anlamsız bir korku oturdu. Bütün evler siyahtı. Bir renk insanın ruhuna bu kadar etki edebilir miydi? Ruhuma oturan ağırlıkla köye doğru yürümeye devam ettim. Ayak seslerime eşlik eden daha güçsüz bir […]

Devamını Oku
35. Sayı

Ateş – Dilek Akıllıoğlu

Bir… iki… üç… Nefes al… Ver. Tekrar; derin bir suyun altından yüzeye çıkarmışçasına nefesini vermelisin. Taş merdivenleri hatırla! Her sabah tek tek sayardık basamaklarını. Sonra en üst basamakta yan yana ve göz göze gelişimizi anımsa, ardından böyle uzun uzun nefes verişimizi. Uyandım zannediyorum ve fakat sabah takım elbise ile çıktığım evimden çok farklı yerde gibiyim. […]

Devamını Oku
35. Sayı

Şapkalı Çocuk – Muhammet Durmuş

Otuz senedir yaşadığımız şehre bak, ne hale gelmiş. -Parkeye takılıp tökezledim.- Memleket koca bir şantiyeye benziyor anasını satayım. Beni dinle Sefa, sağı solu kesmeyi bırak. Bir şey anlatıyoruz. “Caz yapma da anlat, kulağım sende.” Dinlemenin yarısı gözledir sevgili kardeşim. “Oğlum yan yana yürüyoruz lan, nasıl bakayım sana?” E yanından geçen kızları görüyorsun. Geçen saç boyasının […]

Devamını Oku
35. Sayı

Bir “Sır”lanışın Anatomisi – İsmail Kılınç

Neşeli bir dolunay çıkacak dağın arkasından ve yorgunluğunu katık edip izleyeceksin sakin sakin. Yüzüne serin bir akşam rüzgârı değecek. Serinletecek dışını. İçin ateş çemberi. Bilmeyecekler. Rızkının peşinde masum kediler sürtünecek ayağına. Bir kucak dolusu merhametle sahiplenmek isteyeceksin hepsini. Onlara “nankör” diyen nankörlerin ettikleri gelecek aklına. Yeni yaktığın sigaradan bir fırt daha alacaksın. Alayına, sinkaflı… Duymayacaklar. […]

Devamını Oku
32. Sayı

Menim Dilim – Nuh Öztürk

  Atalarının doru kısraklar, yağız küheylanlarla tozu dumana kattığı bu yolu, tangır tungur homurdanan bir minibüsle alıyordu şimdi.  Atın yelesinde yel gibi esmek yerine bir teneke yığınına mahkûm oluşuna acı acı güldü.  Ağır ahşap bavulu olmasaydı yürümeyi bile göze alabilirdi bu soğukta. Neyse ki uzaktan görünmeye başlamıştı o koca alamet. Çocukluk arkadaşıydı o, ilk aşkını […]

Devamını Oku
32. Sayı

Mamak’ta Bir Koğuş – Mehmet Toygar Özdemir

Koğuş kir, pas, ter kokuyordu. Yataklar birleştirilmişti. Buranın, kapasitesinin çok üstünde tutuklu barındırdığını anlamak hiç zor değildi. Dokuz doğuracak kadın gibi karnı burnundaydı koğuşun. İnlemeler, hırlamalar, horlamalar insanı oldukça rahatsız ediyor, vicdanı körelmeyenleri derinden sarsıyordu. Tutuklular duygularını kaybetmiş gibi görünüyordu. Herkes kendi derdine odaklaştığı için başkaları çok uzaktaki bir fotoğraftı sanki. Tutuklular uyumuş mu, yoksa […]

Devamını Oku
32. Sayı

Ke Ke Me Ruhların Türküsü – Nisa Eser

Nefret ediyordu insanlardan. O konuştuğunda sekteye uğrayan kelimelerden de ölesiye nefret ediyordu. Boğazını tıkayan, başını ve ağzını katılaştıran harflere düşmandı. Fakat en çok da çokbilmiş o insan müsveddelerinin bakışlarına tahammülü yoktu. Hayatında bir müddet sessiz kalmak zorunda hissetmişti; sonra bu zorunluluğu kabul etmiş, sessizliği vücudunun bir uzvu haline getirmişti. Yalnızlık için de aynı şey söz […]

Devamını Oku
Yeni Çıkanlar

Herkes Mağlup – Numan Altuğ Öksüz

Edebice öykü editörümüz Numan Altuğ Öksüz’ün ikinci öykü kitabı “Herkes Mağlup” Ötüken Yayınları arasından çıktı. “Kayboldun. Ellerin dokunduğu hiçbir şeyi tanımıyordu, ellerin birer mezar gibiydi. Hissiz, sessiz. Dokunmanın bir anlamı vardır sözlüklerde yazmayan. İnsan dokunarak yaşadığının farkına varabilir. Sevdiğin kadına dokunmak, bir çocuğun saçına, fırından çıkan sıcak ekmeğe, merdiveni tırmanırken demirlere, suya ve daha nicesine. […]

Devamını Oku