Kitap Eleştiri Yaşar Vural

“Güzel Filmler Çabuk Biter” mi?

“GÜZEL FİLMLER ÇABUK BİTER” Mİ

Güzel Filmler Çabuk Biter, Volkan Sönmez’in en son çıkan kitabının adı. Müzisyen kimliğiyle tanıdığımız Volkan Sönmez, son yıllarda çıkardığı romanlarla adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle sesli kitap platformu Storytel’de Volkan Sönmez’in kitapları en çok okunanlar arasında. Son çıkan kitabı “Güzel Filmler Çabuk Biter” de Haftanın Popüler Kitapları listesinde en başta yer alıyor. (Mart 2026 sonu itibariyle)

Volkan Sönmez

Volkan Sönmez’in son kitabından bahsetmeden önce onun sanat yolculuğuna biraz değinmek istiyorum. Müzik yolculuğuna 90’lı yılların ortalarından sonra başlayan Sönmez, 1998’de dört arkadaşın kurduğu Grup Çığlık ile Çığlık adlı bir albüm çıkardı. Albümün en sevilen “İstanbul” parçasının söz ve müziği Volkan Sönmez’e aitti. Grup dağıldıktan sonra kariyerini yalnız sürdüren Volkan Sönmez, ilk albümünü çıkarana kadar başka müzisyenlerin albüm düzenlemelerinde görev aldı, film müziği yapmaya başladı. İlk albümü Rüzgârın Peşinden 2008’de yayınlandı. Onu enstrümantal albüm Suskun (2010) takip etti. Ati Müzik etiketiyle onlarca sözsüz albüm hazırladı ya da albüm yönetmenliği yaptı. Bu albümlerle ülkemizin türkü ve şarkı hazinelerini yeniden yorumlayarak geleceğe eşsiz bir miras bıraktı. Ara verdiği sözlü albüm çalışmalarına 2013’te çıkardığı Biz Bize Yeteriz adlı çalışmayla geri döndü. Bu albüm, çıkardığı albümler arasında en başarılılarından biri olarak hafızalarda yer etti. Sonra sırasıyla Uyan Artık (2014), Hepimizin Türküsü, Senin Şarkıların (2020), Yadigâr (2021) albümlerini çıkardı. Arada tekliler de (single) yayınlayan sanatçının en son çıkardığı tekli “Yaslı” adını taşıyor. Film müziği ve kompozitörlük eğitimi de alan sanatçı birçok filmin müziğine imzasını attı. Kafes (2015), Tut Yüreğimden Anne (2018), C Takımı (2024), Veda Partisi (2024) hemen aklıma gelenler.

Kendisiyle yaptığım sohbetlerde yazarlık yönünü nasıl keşfettiğini sormuştum. Edebiyatla bağını hiç koparmadığını, küçük yaşlardan itibaren içinde hep bir yazma heyecanı olduğunu söylemişti. Kendisini şair olarak görmese de müzik albümlerindeki birçok parçanın sadece müziği değil sözleri de kendine ait. Yani yazıyla bağı olan bir sanatçı kendisi. İlk kitabını 2013’te Yalandan Kim Ölmez adıyla çıkaran Volkan Sönmez’in ikinci kitabı Fırsatçı 2016’da yayınlandı. Fırsatçı’daki kahramanın macerası, Tek Başına adlı üçüncü kitabında da devam etti.  Hayalle gerçeğin birbirinin içine ustaca yerleştirilmesi, kitabın sonunda okuyucuya “nasıl ya?” dedirtecek kadar başarılı bir kurguyu da beraberinde getiriyor. Tek Başına 2023’te yayınlandı. Yenik ve Daha Yalnız (2024), Şimdi de Aşk Yüzünden (2025), Cahillik Hakkı (2025) ve Cahillik Hakkı-2 (2025) yayınladığı diğer kitapları. Bu son saydıklarımız sadece sesli kitap olarak dinlenebiliyor. Yalandan Kim Ölmez (Yalancı adıyla), Fırsatçı ve Tek Başına adlı kitaplarını sesli kitap platformunda dinleyebiliyorsunuz.

Güzel Filmler Çabuk Biter, büyükşehirde hayatta tutunmaya çalışan, yazarın deyimiyle, “ilkokul mezunu bir sosyoloğun” hikâyesini anlatıyor. Bu kahramanımız ilk görüşte aşkın esiridir ve bu tutkusunun bedelini ağır öder. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir tezini vurgulamaya çalışan kitap, merak duygusunu da canlı tutuyor. Volkan Sönmez’in diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitap da “sürükleyicilik” iksirini içinde barındırıyor. Bu kitabın sürprizi de “tamamlanmamışlık”ı okuyucunun zihnine çivilemesidir. Yazar kendisini de roman kahramanı olarak işin içine dahil ediyor. Romanın sonuna doğru yazar Volkan Sönmez’le karşılaşıyoruz, asıl kahraman başından geçenleri anlatması için Volkan Sönmez’i yetkilendiriyor. Postmodernist romanda “üstkurmaca” adı verilen bu teknik sayesinde yazar kurgusallığın sınırlarını aşarak, anlatıya gerçeklik gömleği giydiriyor. Sosyoloji okuyan Volkan Sönmez, iç monolog ve bilinç akışı teknikleriyle sosyoloji biliminde öğrendiklerini kahramanın zihninden okuyucuya aktarıyor. Şunun gibi:

“Hazırlanmalıydım. Nietzsche’nin ‘kendin olmak’ çabası gibi değil. Daha çok Sartre’ın dediği gibi… ötekinin bakışı altında eriyip gitmemek için, özümü sağlam bir temele oturtup, öyle hazırlanmalıydım.” (s. 44)

Bir başka örnek:

“Geç uyanıp geç kalkmak, bazen sadece dünyanın temposuna itiraz etmektir. Marx’ın dediği gibi zaman artık emeğin değil, sermayenin malıdır.” (s. 66)

Yazar, 25 bölümden oluşan romanın, birçok bölüm başında roman kahramanının (hadi adını da söyleyelim Akif’in) zihin akışını sosyolojik tartışma zemininde okuyucuya aktarmayı tercih ediyor. Yeni neslin söz dağarcığıyla söylersek yazar bunu “aforizma kasmak” niyetiyle değil, kahramanın zihin dünyasındaki karmaşıklık ve absürtlüğü daha iyi verebilmek niyetiyle yapıyor.

Romanın kurgusunun başarısı mekân seçimi ve tasvirleri için de geçerli sayılabilir. Mekân seçimi ve tasviri ana kahramanın iç dünyasındaki karmaşıklık ve gelecek endişelerinin yol göstericiliğinde ilerliyor. Akif, anne ve babasının uyuşamaması ve hayat tercihlerinin bedelini, onlardan uzakta, izbe yerlerde yaşayarak sürdürmektedir. Bu, karakterin iç dünyasıyla paralellik gösteren bir durum. Karakterlerin sosyal statü, imkân veya inanç durumları birbirine ne kadar uzaksa da iç dünyaları birbirine o kadar yakın iki isim var: İman ve inançsızlık arasında bocalayan Akif’in en yakınlarından biri de Müezzin İsmail’dir. Karakterlerin dünyaya bakışlarındaki zıtlığa rağmen birbirlerine yakın olmaları, dünyada her şeye rağmen “umut”un olması gerektiği mesajını vermeye yetiyor. Akif kahveden kovulup işsiz kalınca Müezzin İsmail’in ona yardımcı olması bu fikri destekliyor. Buna “uzaktaki yakınlık” diyebiliriz.

Kitabın diliyle de ilgili birkaç sözümüz olsun. Volkan Sönmez’in dili, diğer kitaplarına göre (sesli kitaplarını bilmiyorum, kıyasım basılı olanlarla) bu romanda daha başarılı diyebilirim. Evet, “daha başarılı” ifadesi çok genel ve subjektif oldu, farkındayım. Ama yazarın ilk üç kitabını okumuş biri olarak bu genel değerlendirmeyi rahatlıkla yapabiliyorum. Volkan Sönmez, kurgudaki başarısını eserinin dillinde de göstermeye başladı diyebiliriz.  Ancak, bu genel değerlendirme kendi eserleri arasında yapılan bir kıyastır. Elbette “edebîlik”, eleştirel değerlendirme gibi kıstaslar işin içine girince farklı yorumlar da yapılacaktır. Mesela şu da sorulabilir: Volkan Sönmez’in bu romanı ya da romanları geleceğe taşınabilecek mi? Bir romanın sürükleyici oluşu onun edebî oluşunun tek başına göstergesi midir? Değildir elbette. Piyasada hiçbir editörlük değerlendirmesinden geçmemiş, wattpad gibi platformlardan alınıp kitaplaştırılan binlerce ergen ürünleri var. Onlar da pekâlâ sürükleyici olabilirler. Ama bu, onlara gerçekten sanat değeri olan bir “eser” kimliği kazandırır mı? Bu sorunun cevabı hepinizce malum. Ama Volkan Sönmez her şeyden önce bir sanatçı. Şiirle, edebiyatla, müzikle yaşıyor. Müzikten damıttıkları, kitabına damlıyor. Romanlarında dil bakımından bir “şaheser” yarattı diyemeyiz belki ama o inceliği yakalamaya çalışıyor. Dil bilgisel hatalara yer vermeden sağlam örüntüler kuruyor. Anlamsal zenginliğe de zaman içinde ulaşacaktır. Cümlenin gelişinden gidişinin belli olmadığı, okuyucunun dönüp bir daha okuyacağı, anlamın yorumda ve okuyucunun zihninde oluştuğu metinlerle örülü eserler meydana getireceği günler yakındır. Kurgu sağlamsa, roman teknikleri başarıyla uygulanmışsa, mekân seçimi ve tasvirleri yetkinse, romandaki çatışma ve uyumsuzluklar olay örgüsünü destekliyorsa, roman mesajı ve ideolojiyi bas bas bağırmıyorsa, kişiler tip değil karakter özelliği gösteriyorsa, üslup yani dil ve anlatım başarılıysa buna “edebî eser” demeyeceğiz de ne diyeceğiz? Ülkemizde her yıl binlerce (belki on binlerce) roman basılıyor. Nitelikli okuyucunun bunlar içinden nitelikli olanını seçmesi zaman alabiliyor. Volkan Sönmez’in eserlerinin edebîliğini zaman bize gösterecektir.

Künye:

Güzel Filmler Çabuk Biter

Volkan Sönmez,

Kuartet Yayınları,

İstanbul, 2026,

150 sayfa

Yaşar Vural

 

 

Leave feedback about this

  • Rating

PROS

+
Add Field

CONS

+
Add Field